Yörtürk, uzun açılımıyla Yörük-Türkmen Kültürüne Hizmet, İlim, Sağlık, Eğitim, Araştırma, Kalkınma ve Dayanışma Vakfı, 07 . 02 . 1996 tarihinde Ankara’da kuruldu. Mustafa Tombuloğlu’nun başkanlığını yürüttüğü vakıf, “Bütün Türkler Yörük’tür” temel felsefesini ortaya koyarak, hiçbir ayrımcılığı kabul etmiyor. Vakfın amacı bütün Yörük-Türkmenlerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerine yardımcı olmaktır. Türk kültürüne gönül verenler ve Türk kültürü şemsiyesi altında huzur bulanlar Yörtürk Vakfını çabucak benimsemektedirler.Yörtürk, uzun açılımıyla Yörük-Türkmen Kültürüne Hizmet, İlim, Sağlık, Eğitim, Araştırma, Kalkınma ve Dayanışma Vakfı, 07 . 02 . 1996 tarihinde Ankara’da kuruldu. Mustafa Tombuloğlu’nun başkanlığını yürüttüğü vakıf, “Bütün Türkler Yörük’tür” temel felsefesini ortaya koyarak, hiçbir ayrımcılığı kabul etmiyor. Vakfın amacı bütün Yörük-Türkmenlerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerine yardımcı olmaktır. Türk kültürüne gönül verenler ve Türk kültürü şemsiyesi altında huzur bulanlar Yörtürk Vakfını çabucak benimsemektedirler.

YÖRTÜRK VAKFI KAYSERİ ŞUBESİ VE BAŞKAN ALİ AYDIN

Başbakanlık Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün 05.07.2001 tarihinde 13525 sayılı izniyle İktisatçı-İşadamı Ali AYDIN, İşadamı Abdurrahman YILMAZ, Kimya Müh. Güneş SOLAK, Prof.Dr.Mustafa Küçükaydın ile Prof.Dr.Mehmet DOĞANAY’ın şube kurucuları olarak yetkilendirilmesi ile vakfın Kayseri şubesinin açılması resmiyet kazanmış ve Kayseri şube başkanlığına da Ali AYDIN seçilmiştir. Kayseri’de sevilen sayılan bir insan olan Ali Aydın, nezaketiyle her türlü takdiri toplamaktadır. Yörtürk Vakfının gelişmesi için bugüne kadar maddi ve manevi yardımlarını esirgememiştir. 1956 yılında Kayseri’nin Yahyalı ilçesinin Sazak köyünde dünyaya gelen bir Yörük olan Ali Aydın, İktisat Fakültesi mezunudur ve şu an kendi aile şirketlerinin başındadır. Aydın Ailesinin her Türk ailesinde olduğu gibi ilginç bir serüveni var. Aslında aile Aydın soyadını bir rastlantı sonucu almış değil. Onlar Aydınlı Yörüklerinin bir kolunu oluşturuyorlar. Antalya, Afyon, Alanya (Türkler Köyü), Konya (Yunak) yörelerinde konar göçer bir hayat sürdürmüşler. Aydınlıların Müsürlü kolunu meydana getiren aile önce Yozgat Sarıkaya’ya, sonra da Yahyalı’ya gelip yerleşmişler. Yahyalı’nın Sazak köyünde 1945 yılında yerleşik hayata geçmişlerdir. Aile, ağırlıklı olarak şu an Kayseri şehir merkezinde oturuyor.

“YÖRÜKLER, YURDUNUN DAĞINI, TAŞINI, KURDUNU KUŞUNU SEVER DE İNSANINI AYRI TUTAR MI?”

Ali Aydın Bey’in söylediği güzel bir söz var: “Yörükler, yurdunun dağını, taşını, kurdunu kuşunu sever de insanını ayrı tutar mı?” Bu güzel söz öyle birleştirici ve mantıklı ki… “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü” diyen Türkmen ulusu Yunus Emre’nin hümanist düşüncesine yaklaşıyor. Biz bu vatanı vatan yapan her insanı seviyoruz ve herkes de sevmeli. Bu sözle anlaşılan o ki: Ali Bey ve vakıf yöneticileri , Yörtürk’ü Kayseri’de çok geniş bir yelpazenin bütünleştiricisi ve hamisi yapacağa benzer.

Öyleyse Yörtürklü günlere kendinizi hazırlayın. Kayseri’nin kültür ve sanat hayatında sesini ciddi bir şekilde duyurmaya hazırlanan bir Yörtürk Vakfı var karşınızda.

KAYSERİ TURİZMİNDE YENİ BİR NEFES: KAPUZBAŞI ŞELALESİ

Radyoyu açtınız, radyoda bir türkü çalıyor o sırada:

“Hacer Ovasını engin mi sandın

Ayağında potini var zengin mi sandın”

Hacer Ovası’nın Yahyalı’da olduğunu biliyor muydunuz? Kayseri’nin Yahyalı ilçesine yaklaşık 80 km uzaklıkta bulunan Hacer Ormanları 18 bin hektar alanı kapılıyor ve bir doğa harikası olan Kapuzbaşı Şelalesi de buradadır. Kapuzbaşı şelaleleri irtifa akışı itibariyle Uganda’da bulunan Victoria çağlayanı (100 m) hariç, ABD’de bulunan Niagara’dan (55 m), Finlandiya’da bulunan İmatra’dan (25 m), Erzurum’daki Tortum’dan (50 m), Antalya’da bulunan Düden’den (25 m) ve Manavgat’tan (5 m) daha büyüktür. Şelalelerin aktığı yerin rakımı 700 m’dir. Bu değerde bir tabiat güzelliğini başta yöremize ve sonra yurdumuza ve bütün dünyaya tanıtabilmek için Yörtürk Vakfı “Kapuzbaşı Şelalesi gezisi ve Aladağlarda Yürüyüş (Trekking)” organizasyonunu başta Kayseri Valisi Sayın Nihat CANPOLAT’ın “memleket sevdalısı” olarak büyük destekleriyle, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kayseri Ticaret Odası ve Sanayi Odası, Yahyalı Kaymakamlığı başta olmak üzere birçok kuruluş ve şahsın destekleriyle 6-7 Eylül 2003 tarihlerinde gerçekleştirmektedir.Çakır belde ala laçin Dolanırken üçün üçün Bir ürkekçe suna için Bin güle kıydığım yerler

Yada düştü Yetik Ozan “Yada Düştü” isimli şiirinde bu yöreyi böyle anlatmış. Yörede Varsak Türkmenlerinin yaşadığı sekiz köy var: Avlağa (Torun), Delialiuşağı (Eskiköy), Yeşilköy, Balcıçakırı, Çubukharmanı(Horozpınarı), Kapuzbaşı, Ulupınar (Barazama) ve Büyükçakır köyleri.

Yahyalı’dan Toroslara, Aladağlara doğru uzanırken yeşilin bin bir tonu ile kucaklaşan dağlara, Torosları delerek kıvrım kıvrım Seyhan nehrine doğru koşan Zamantı ırmağına hayran hayran bakarsınız. Kayaların sırtlarında sütun gibi bitmiş olan çamların nasıl bir hikmetin mahsulü olduğunu düşünürken, yüzlerce yıllık çınarların varlığını görmek de bir o kadar huzur verir.

Nefesiniz açık… Torosların pırıl pırıl o nefis havası ciğerlerinize dolarken çocukluğumuzdaki bayram neşesi gibi bir sevinç ruhunuzda dolaşır. Kıvrım kıvrım yollarda toza toprağa bulanarak süren yolculuğunuz, insanın tabiata karşı hükmetme arzusunun ne derece zor ve çetin olduğunu da gösteriyor. Yabanda keçilerin sarp kayalarda özgürlüğünü ilan etmiş hallerine gıpta ile bakarsınız.. Arabanızın sesi derin vadilerde yankılanırken karşıki kayalardan bizlere bakan özgürce bakışlar, bir o kadar da aldırışsız gözükür. Havada süzülen şahinler de bir o kadar mağrur… Yüksek kayaların kovuklarında kendi dünyaları ile iç içeler. Şu karşı yaylada göç katar katar Bir yiğidin derdi serinde tüter Bu ayrılık bana ölümden beter Geçti dost kervanı eyleme beni Yıllar önce deve katarlarının gittiği yollar bugün araçlara yol verecek hale gelmiş. Aynı yollarda bugün otobüslerle yolculuk yapılabiliyor. Eski, içimizde esen bir deli rüzgar… Geçmişimiz bizi günümüze bağlarken bu dağlarda, yaylalarda özgürce dolaşan atalarımızı kıskanmak mı gerekir bilemiyoruz. Ama onların atlarının bu yokuşları çıkarken çıkardıkları sesi duyuyor gibiyiz. “Dağlar seni delik delik delerim, kalbur alır toprağını elerim” diyen güçlü bir yiğit sesi sanki bu dağlarda hala çınlıyor. Tanrı dağlarından, Ötüken’den, Kadırkan ormanlarından başlayan maceramız Soğanlı dağlarında, Aladağlarda, Erciyes’te yüzlerce yıl devam etmiş. Dağlarda yaylalarını terk etmeyenlere Türkmen demişiz, Yörük demişiz. Şehrin taş duvarlarını inşa edip içine oturanlara ise Türk demişiz.

ALADAĞLAR, HACER ORMANI, YEDİGÖLLER

Aladağ, Yedigöller dağ turizminin önde gelen bölgelerinden biri. Birinci sınıf, uzun gövdeli Karaçam ağaçlarından oluşan ”Hacer Ormanıyla” süslü Aladağlar Milli Parkında 100’den fazla göl ve birçok şelale bulunuyor. Deniz seviyesinden 2000 m. yükseklikteki yörede Yedigöller ve Kapuzbaşı Şelaleleri görülüyor. Aladağlar’a yürüyerek çıkış dört, iniş iki saat sürse de Yedigöller ve Şelale çevresinde kamp yapan birçok gezgine rastlanıyor. Kayseri ili Yahyalı ilçesine 76 km. mesafede Kapuzbaşı Köyü yakınlarında 7 şelale olarak bulunan Kapuzbaşı Şelaleler bölgesi doğal sit alanı… Kayalar arasında yer yer 70 m. yükseklikten coşkuyla akıp çevreye uçuşan su zerrecikleriyle serinlik saçan görkemli şelale Aladağ ve Aksu çayı sularıyla birlikte Zamantı Irmağına karışarak Seyhan Nehrine akıyor. Şelale dökülüşü sırasında çıkardığı ürpertici sesler ve görüntüsü nedeniyle ziyaretçilerini etkileyip beyin yorgunluğu ve düşüncelerden çarçabuk kurtararak, şaşkınlık içinde bırakıyor. Dağcılık, avcılık, akarsu balıkçılığı için uygun ortamların bulunduğu bölgede Yahyalıya bağlı 3 km. uzaklıkta Yeşilköy ve 10 km. uzaklıkta Derebağ Şelaleleri bulunuyor.

NASIL GİDİLİR?

Karayolunu tercih edenler İstanbul’dan çıkarlarsa Çamlıca-Kaynaşlı arasını otoyolla kolayca geçip Bolu’ya yaklaşıyorlar. Yenilenip genişletilen tek yönlü şeritleriyle Bolu Dağını aşıp Bolu batıdan tekrar otobana girerek Ankara çevre yolundan Kırşehir, Kayseri’ye kolayca ulaşabilirler. Kayseriden Yahyalı’ya gelenleri Kapuzbaşı için hiçte kolay olmayan toprak, inişli, çıkışlı, virajlı, zor koşullarda açılmış bir güzergah bekliyor. Zaman alan yolculuk sonrası ulaşılan Milli Parktaki güzellikler, her şeyi unutturup gitmeye değer sözünü doğruluyor. Buradan hareketle Aladağlara çıkmak, irili ufaklı gölleri görmek isteyenler Aladağ Milli Parkı içinden rehberlik hizmeti alabilirler.NE YENİR?Kapuzbaşı Şelaleler Bölgesinde yemek yenecek bazı kır lokantaları ve kafeler var. Şelale suyunun oluşturduğu nehir kıyısında kurulu ağaç evler ve masalar kamp alanlarında odun ateşinde pişirilmiş pul biber soslu, süper lezzetli doğal alabalıkları yufka ekmek ve bahçeden henüz koparılmış domateslerden yapılan salatayı yeme imkanınız var.Kayseri’den geçiyorsanız şehir merkezindeki İskender kebapçısında yoğurtlu, tereyağlı İskender kebabının yanı sıra buğusu, kokusu, dumanı üzerinde fırında pişirilmiş kağıtta pastırma bir başka denemeye değer yöresel tatlardan.

NEREDE KALINIR?

Kapuzbaşı Şelaleleri nehir kenarında bazı ağaç evler var. (Robinson hayatı severlere) ve organize turlarla şelale yakınına veya Aladağ yedi göllere çadırlarla gelip kamp kurmak, uyku tulumunda yatmak da mümkün. Doğal bal, keçi peyniri, köy yumurtası, bahçe domatesi, yufka ekmekli sabah kahvaltısı ise özlenen lezzette.